ANASAYFA | İLETİŞİM

Ramazanda Beslenme

On bir ayın sultanı olarak bildiğimiz ramazan ayındayız. Son senelerde ramazanın sıcak ve uzun yaz günlerine denk gelmesi nedeniyle beslenmemiz çok daha önemli bir hal aldı.

Herkes, bu güzel ayı, sağlıklı ve mutlu geçirebilmek için metabolizmasını iyi tanımalı ve beslenmeyle ilgili bir takım önlemler almalıdır.

Saatler süren açlığın ardından iftarda çok fazla ve hızlı yemek; tatlı ve hamur işlerinden oluşan mönülere ağırlık vermek hem birtakım sindirim sorunlarına hem de hızlı acıkmaya sebep olabilir.

Ramazan ayında, orucun faydalarından birinin sindirim sisteminin dinlendirilerek insan sağlığının korunması olduğu göz ardı edilir hep. Oruç tutanların günlük beslenme şekli ve öğün sayısı değişiverir. Üç öğün olan günlük beslenmemiz iki öğüne düşerken, özellikle kırmızı et, ekmek, pilav, makarna, tatlı, börek tüketimimiz artar. Buna karşılık sebze, meyve ve beyaz et tüketimimiz azalır. Oysa unutmamak gerekir ki, günlük almamız gereken enerji, protein, vitamin ve mineral oranları değişmez.

YETERLİ VE DENGELİ BESLENİN
Yeterli ve dengeli beslenme, sağlıklı olmanın ilk şartıdır. Sağlıklı beslenmenin ana kriterleri, tüm besin gruplarından bir arada yemek, yavaş ve iyi çiğnemek, az ve sık yemek, lif alımı için sebze ve meyve tüketmek, günlük su tüketimine dikkat etmek, kepekli, yulaflı tahıl ürünleri, bulgur, makarna, kuru baklagilleri diyetimize katmak ve fazla olmayan ancak yeterli oranda protein alımına dikkat etmektir.

BU HATALARA DÜŞMEYİN!
Çok yemek, çabuk yemek, çok çeşitli yemek, yemek sırasında çok su içmek, sahura kalkmamak ya da sahurda fazla yemekten kaçının. Ramazan'ın en bilinen özelliklerinden birisi iftar sofralarının çeşitliği ve bolluğudur. Bütün gün aç kalındığı için, iftarda vücudun ihtiyacından çok daha fazla yemek yenir. Boş olan mideye bu kadar çok yemek yiyerek yüklenildiğinde sindirim zorlaşacak, bu da midede ağırlık, ekşime, yanma, bulantı, uyuklama gibi sorunlara yol açacaktır. Bağırsaklarda ise şişkinlik, kabızlık ve gaz gibi problemler oluşabilir. Bu nedenle sahurda, özellikle de iftarda sadece yiyebileceğimiz kadar yemek bulunursa, vücudumuza boş yere yükleme yapmamış ve sağlığımızı da korumuş oluruz.

Sahura mutlaka kalkılmalıdır. Ancak sahurda hafif kahvaltılıklar veya çorba tüketmekte mide açısından fayda var. Peynir, zeytin, yumurta ekmek gibi. Yanında meyve olabilir. Sahurda bol su içmeyi de unutmamak gerekir. Sahur yedikten en az yarım - bir saat sonra uyumaya gitmenizi öneririm.

Ramazan'ın en güzel yanlarından biri de ailelerin, arkadaşların iftar yemeğinde buluşmasıdır. Ancak en çok da bu kalabalık yenen yemekler insanları yoldan çıkarır. Burada önemli olan amacı tekrar hatırlamalısınız; sevdiklerinizle birlikte, keyifle Ramazan'ı ve manevi amaçlarını yaşamak... Yemek yemek sadece araçtır! Bunu kendinize hatırlatın. Sofranıza fakir insanları davet edin. Yemeğinizi onlarla paylaşın. İlla ziyafet vermek istiyorsanız, restoranda 10 çeşit yemek olacağına sofranızda 5 çeşit olsun. Hem daha çok insan davet edin, hem midelerine de iyilik yapın!

İftarınızı çorba ile açıp, yarım saat ara verdikten sonra ana yemeğe geçmelisiniz. Ana yemek, normal öğünlerinizden çok farklı olmamalı. Etli bir sebze yemeği ya da et ve salata yeterlidir. Yanında pidenizi yiyebilirsiniz. İftarınızı çorba ile açıyorsanız pilav veya makarna yemenize gerek yok.

İftar ve sahurda çorba tüketiminin sıvı alımınıza katkıda bulunduğunu da hatırlatmakta fayda var. Ramazanın sıcak yaz aylarına denk gelmesi nedeniyle bütün gün kaybettiğiniz sıvı ve mineral alımına çorba tüketerek katkı sağlayabilirsiniz.

Ayrıca, ana öğünden önce çorba tüketmek tokluk hissini yaratarak, gereksiz kalori alımını engeller. Türk mutfağında, pek çok çorba çeşidi bulunmaktadır. Bunların arasında unuttuğumuz bazı tarifler ve lezzetlerde vardır. Beslenmemizde çeşitlilik yaratmak için bu lezzetleri farklı hazır çorbalarla anımsayabiliriz..
Paylaş: