ANASAYFA | İLETİŞİM

"Ben çorba sevmem!"

Evet 13 – 17 yaş yıllarımda her sofraya oturduğumuzda anneme; her misafirliğe gittiğimizde ev sahibine hiç çekinmeden ergen cesaretiyle söylediğim naçizane cümlem...

Her nedense o yıllar arasında isyancı ruhum çorbaya da isyan etmişti. Ne diye yaz–kış her yemekte önce onunla başlamak zorundaydık, sevmiyordum işte, hem de hiçbir çeşidini!

Sonra öğrencilik yıllarında yurt hayatıyla tanışınca anne elinden çıkma dumanı tüten o güzel çorbalara hasret kalmamla birlikte içimdeki isyan duygusu yerini özleme bıraktı ve fark ettim ki aslında ben çorba seviyorum...
Zaten sevmemek ne mümkün , bebeklikten çıkarken aldığımız ilk besinlerden değil midir çorba? Anne sütünün sıcaklığından çorbanın sıcaklığına farkında olmadan bırakırız kendimizi.

Sadece bebeklik, çocukluk değil hayatımızın her döneminde mutlaka çorba vardır çünkü zengin mutfak kültürümüzün yine çok zengin bir kısmını çorbalar oluşturur. Bir çok başka ülkede birkaç çeşit çorbadan söz edilirken şaşırtıcı olarak bizim kültürümüzde yüzlerce çeşit çorba vardır.

Evde kendi hazırladığımız çorbaların
yanında, artık marketlerde hepimizin bildiği çorbalardan, bugüne kadar adını bile duymadığımız farklı yörelerin çorbalarına geniş bir yelpazede bizi bekler çorbalar...

Peki en güzel çorba anne çorbası mıdır? Eminim ki pek çoğumuz kocaman bir eveettt diyecektir. Benimde yüreğimden geçen kocaman bir evet ama benimle aynı şehirde yaşamayan sevgili anneciğim duymasın , bu yeni nesil katkısız hazır çorbaları ve adlarını hiç duymadığım yöresel çorbaları ben çok sevdim...


Dyt. Yekbu Köseoğlu
Paylaş: