ANASAYFA | İLETİŞİM

Sonbaharda Direncinizi Artırın

Sıcak bir yazın ardından, sonbahar kendini yavaş yavaş hissettirmeye başlıyor. Yakında çoğumuza bir sonbahar rehaveti çökmeye başlayabilir. Vücut mevsime uygun ayarlarını yapmaya çalışırken hepimiz biraz yorgun olabiliriz... Peki, bu mevsim değişikliğine vücudumuzu en iyi şekilde nasıl adapte edebiliriz?

Hava sıcaklıklarının değişimiyle birlikte grip, soğuk algınlığı, bronşit gibi pek çok hastalığa karşı vücudumuzun direnci azalıyor. Bu nedenle sonbaharı sağlıklı geçirmek için bağışıklık sistemini biraz daha güçlendirmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Güçlü bir savunma mekanizması ise yeterli ve dengeli beslenmeden geçiyor.

Antioksidanlar, vücuttaki bazı enzimleri artırıp, savunma mekanizmasını daha da güçlendirmeyi sağlar. Bu sayede vücut direnci artar, enfeksiyonlara yakalanma riski azalır, eğer hastalık oluşmuşsa daha kısa sürede atlatılması sağlanır.

Antioksidan etkiye sahip olduklarından A, C, E vitaminlerinin, selenyum, çinko, magnezyum gibi minerallerin, omega - 3 ve omega - 9 yağ asitlerinin alımını artırmak önemlidir. Tabii bu öğelerin besinlerden doğal olarak alınması gerekir.

Çoğu insan bu dönemde yorgunluk nedeniyle fiziksel aktivitelerini azaltır. Halbuki sonbahar ve kış aylarında metabolizma hızı azaldığı için egzersize devam etmek çok önemli. Dünya Sağlık Örgütü en çok tempolu yürümeyi öneriyor. Bunun dışında; bisiklete binme, yüzme, tenis, dans, aerobik, jimnastik tarzı kalbi çalıştıran sporlar da yapılabilir. Haftanın 3 günü 30 dakika kadar egzersiz yapılması sayısız fayda sağlayacaktır.

Spor ile birlikte lifli besinlerin tüketiminin de azalması sonucu, kabızlık sorunu kendini gösterebilir. Bu nedenle sonbahar ve kış mevsiminin vazgeçilmez yiyeceklerinden biri olan kuru baklagillerin, kepekli tahılların (esmer ekmek, bulgur, kepekli makarna / pirinç / erişte / un), çorbaların ve özellikle C vitamininden zengin sebze ve meyvelerin tüketimine ağırlık verilmeli.

Sonbaharda güneş yüzünü daha az gösterdiğinden, D vitamini gereksinmesini karşılamakta sorunlar yaşayabiliriz. Bu nedenle havanın güneşli olduğu günlerde 20 dakika kadar güneş ışığından direkt olarak yararlanmalı ve haftada en az 2 kere balık yemelisiniz.

Yaz aylarında bir tabak salata ya da karpuz-beyaz peynir gibi pratik, soğuk ve hafif yiyeceklerle kendimizi iyi hissederken, havalar soğudukça canımız daha ağır ve sıcak şeyler ister. Yaz aylarında olduğu kadar hareketli de değilsek vücudumuz yavaş yavaş yağlanmaya başlayacaktır. Kış aylarında kilo artışı her ne kadar doğal bir süreç olsa da günümüzde hiç kimse bu duruma razı değil.

Ben havalar soğudukça, hem pratik hem içimizi ısıtan bir alternatif olduğu için herkese çorba içmeyi öneriyorum. Bir dilim ekmek yerine bir kâse çorba içerseniz hem içiniz ısınır hem de arkasından daha az yiyerek doyarsınız.
Türk mutfağındaki çorba çeşitliliğini dünya üzerinde çok fazla yerde bulamayız. Bu çeşitliliği hazır çorbalarla denemek de mümkün artık, her gün yeni bir tat çorba ile hiç sıkılmadan kışı geçirebiliriz.
Paylaş: