ANASAYFA | İLETİŞİM

Hayatımızın gerçekleri...

Gönül ister ki, öyle çok zamanımız olsun ki; her şeyi kendimiz yapalım.

Gönül ister ki, öyle bir zaman olsun ki; akşam üstleri anneannem zamanı gibi sektirmeden evde muhallebiler, kurabiyeler, kekler, börekler, pastalar, çörekler hazır olsun. Evim mis gibi anneanne eli değmiş şeyler koksun.

Gönül ister ki, öyle çok zamanımız olsun ki, çamaşırlarımızı kendimiz yıkayalım. Elde hem de. Gerçekten...
Kollarımız çalışsın eskisi gibi. Çitilerken kirlileri terapi yapalım kendi kendimize. Kirlerle beraber sinirlerimiz de aksın gitsin o kara delikten bi yerlere...

Gönül ister ki öyle çok vaktimiz olsun ki; birbirimize mektuplar yazalım. Koşa koşa postaneye gidelim. Pulu tükürükleyerek yapıştırıp zarfı kapatıp öyle yollayalım duygularımızı. Günlerce bekleyelim gelişini o mektubun. Zarfı açalım heyecanla. Oturup pencere kenarına, kapısını kapadığımız odamızda, okuyalım el yazısından çıkan hisleri. Bazı satırları tekrar tekrar okuyup mektubu kalbimize bastıralım, gözlerimizi ta ilerilere daldırıp tabi. Belki 1 damla göz yaşı düşer kağıda, ne belli.
Hatta bir kutuda saklayalım.
E-posta ile “yaz yolla” özensizliğinden sanal arşive atmak yerine...

Öyle çok zamanımız olsun ki, her yere eskisi gibi uzun uzun araba yolculuğu yaparak gidelim. Uçak da ne ki?

Gönül ister ki, öyle çok vaktimiz olsun ki; sebzeleri ekelim, büyümelerini bekleyelim, toplayalım, kurutalım, tarhanamızı kendimiz yapalım. Sanki doğal koşulların hepsini yerine getirebildiğimizi sanırcasına, safça...

Peki var mı imkanı çalışan annenin, kadının, gencin bu dediklerimi yapmaya bugünkü gerçeklerin içinde?
Gülerim “var” diyene.
Ben beceriksizim, benim gerçeklerim farklı belki de.
Belki de ben gerçekleri iyi tarafından ve iyi olan doğrularıyla görmeye niyetliyimdir, olamaz mı?

Geçenlerde rondo bozuldu havuç rendeledim. Amma uzun rendeleniyormuş bu havuç. Yahu eskiden nasıl yetişiyorduk diye iç geçirdim. 3 havuç yerine ikinci havuçta pes ettim.
Ertesi sabah kollarımda bir ağrı. Et kesiği olmuşum iyi mi rendeden!
Şoka girdim.
Rondo tamir oldu geldi, yemin ederim 1 salata değil, 2 çeşit salata yaptım hızlıca. 5 havuç zrrrtlattım bitti.

Ben hayatımı kolaylaştıran gerçekleri seviyorum.
Zamanım yokken zaman kazandırıyorlar bana. Nasıl sevmem!
Her türlü aleti kullanıyorum. Çamaşır makinası yüzyılın buluşu benim için.
E-posta, sanal alem, sosyal medya gurbetteyken ailemle uzaklığımı yoka indirdi.
Hazır çorba benim için bu saydıklarım kadar önemli; çünkü ben farklı tatları seviyorum ama hiçbirini becerip de yapamıyorum. Yapmaya kalksam millet bekle bekle yaşlanır!
Yok zaten öyle bir vaktim.
Gerçeklerimden biri de bu işte.
Zamansızım; ama içimden geçen çok fazla tatmak ve yapmak istediğim şey var...
Ben ta Türkiye’den taşıdığım hazır çorbalar sayesinde yabancılara bizi tattırabiliyorum.
20 dakika içinde hem de!
Hazır çorba benim memleket tadım, icabında lezzet elçim...
Hayatın bazı leziz ve pratik gerçeklerine 20 dakikada ulaşıp layığıyla tadabilmeniz dileğiyle.
Yonca
“şipşak”
Paylaş: