ANASAYFA | İLETİŞİM

Arkadaş tavsiyesi

Sanırım en büyük kültürel miraslarımızdan biri; arkadaş tavsiyesi.
Kulaktan dolma bilgi de diyebilirim hatta sınırı aşıp.

Çünkü bu ikili, yani tavsiye ve/ya kulaktan kulağa bilgi servisi, inanılmaz kuvvetli bir bağ.

Evet çok beğendim bu kelimeyi; bağ.
Hooop herkesi birden sımmmsıkı bağlıyor zincirleme.

Arkadaşın tavsiye ettiği için o restorana gidersin, arkadaşın tavsiye ettiği için şu filmi izlersin, arkadaşın tavsiye ettiği için bu doktora gidersin. Ha yok illa o tavsiye etti diye yapmazsın bunları tabi ama, hani bi etkisi olur mutlaka.

Hatta tavsiye edilsin istersin zaten. İhtiyaçtır bir çeşit.
Güvendiğin birileri sana fikrini söylesin diye canın çeker. Merakına iyi gelir.

Ya da senin beğendiğin bir şeyi sevdiğin birileri de tatsın, yaşasın, deneyimlesin istersin.
Bu bağ aynı şiddette kötü tavsiye için de geçerlidir.

Nedir ne değildir tam bilmeden “kötü” bi şey mi duydun, aman herkesi uyarman gerekir. Sakın yapma etme gitme yeme içme...

Liste uzar gider.
Sen de tavsiye edersin...Veya etmezsin!
İlişkilerimizin en önemli tadı tuzudur bu.

Kimi zaman katılırız, kimi zaman katılmayız; ama etkileniriz. Aklımızın, gönlümüzün, kulağımızın ucunda bir yerde kalır o tavsiye/fikir/söz.
Genelleme yapmıyorum valla. Ama öyle değil midir yahu?

Neyse Yoncacım çok uzatma dal cumburlop konuya.
İlaç tavsiyesi, doktor tavsiyesi su gibi işler mesela “tavsiye” söz konusu olduğunda. Bir derdin mi var, ilk önce arkadaşına sorarsın bu konuda önerecek olduğu doktor ve/ya ilaç var mı diye.

Yapmadınız mı hiç?
Hayatta inanmam yapmadığınıza! En az 1 kere kesin :).
Arkadaşının da, ya mutlaka kendi başına ya da bi tanıdığının başına gelmiştir ayyynısı ve kesin verecek bir tavsiyesi vardır.
Cevapsız bırakmak istemeyiz birbirimizi biz. “Sen bunu en iyisi bana değil de bir uzmana danış, sor!” cümlesi daha zor dökülür ağzımızdan.
İyidir niyetimiz ama!
Yardım etmenin en güçlü duygu olduğu topraklarda yeşermişiz, normal yani.
Ve o ilaç “tavsiye üzerine” alınır içilir. O doktor eğer birine iyi gelmediyse asla gidilmez de...
Düşünülmez üzerinde çoğu zaman. “Vardır arkadaşımın elbet bi bildiği nasıl olsa” noktasında kalır kimi zaman haksızca.
Bu kadar hayati tıbbi bir konuda bile bu kadar kolay sorgulamadan “itaat” edebilen bizler, söz konusu bir hazır çorba olunca da aynen yine doktor gibi ahkam kesebiliriz tabi.
Mantık aynı!
Sen al ilacı iç sormadan, çorbaya gelince de biri “cısss içme” demiş, içme.
İyi de neden? Nedenlerini tam bilen var mı? Yoksa şehir efsaneleri yüzünden mi?
İlginçtir insan kafası işte.
Nerede neyi sorgulayacağını kimi zaman şaşırır.
Çünkü alışkanlıktır aslında bizi düşünmeden hareket ettiren.
Arkadaşının tavsiyesi ile ilaç içmeye alışkınsındır, aşinasındır. Arkadaşının önyargısıyla hazır çorbaya laf etmeye de...
Oysa ne çok yanlış, eksik bilgi var her iki davranış şeklinde de!
Keşke soru sormayı bilsek ince detay...
Doğru soruları doğru kişilere sormayı bilsek, denesek...
Belki hazır çorba vesile olur bazı şeyleri yakından sorgulamanmıza.
Yani benim umudum var bu yolda.
Çorbada da tuzum :)
(Aaa ne güzel uydu!)

Keşke yapmaya veya yapmamaya karar verdiğimiz şeyler hakkındaki bilgilerimiz, birinci derece doğru elden gelip içimize sinse.
E ama bu da kendi elimizde!

Ben şanslıyım,
Soruyorum hiç içimde kalmıyor.
Cevapları da doğru yerden gelip içime sindiği için,
Huzurum yerinde.
Bi yere kaçmıyor.
Bu arada,
Ocakta da bilin bakalım hangi çorba kaynıyor? :)

Yonca
“terbiyeli...”
Paylaş: