ANASAYFA | İLETİŞİM

Bi Teyze tanıyorum çok güzel ev yapımı organik tarhana yapıyor

Ah bu cümle var ya, bu cümle…
Bu cümledir bizi önyargı denizlerinde yüzdüren aslında.
Ama farkında değilizdir.
O yüzden bu köşemin adı Tarhana.
Bilinçli seçtim.
Kafamız çok yoğun ve çok karışık. Çok yorgunuz, çok işimiz var.
Çocuklar, okullar, evde bekleyen tonla işler ve ailemiz için her şeyin en iyisini, sağlıklısını, doğrusunu; yani mükemmelini yapmak için debelenirken biz, bazen yanılırız istemeden.
Farkında olmadan.

Ben de tanıyorum o Teyzelerden. Üstelik hepsi süper Teyzeler.
Doğru.

Bi tanesi akrabam olur. Affetsin beni o da. Ama bunu yazmam lazım.
Niyeti kötü değil. Ama bi sürü yanlış var yaptığımız istemeden.
Evde yaptığı her “doğal” şeyin tadından doyum olmaz. Parmaklarınızı yerseniz, öyle bir tattır damağımızda kalan!
Bir de içimiz rahat tabi. Ne de olsa, mis gibi tertemizdir evi, mutfağı.
Ama işte keşke her şey hijyenle bitse.
Bitmiyor ki!
Pardon ama “organik” nedir bilen var mı aramızda?
Ben bile yarım biliyorum. Binlerce koşulu var. Teyzem organik deyince “ev yapımı” sanıyormuş. Alakası yok! Ayıldığımda çok geçti.
O da benim aldığım sözümona organik sebzelerden alıp da kurutuyor. Muş.
Da işte bu işin bir de bilimsel kurutma süresi var. Mış. Yani sebzelerin vitaminlerinin filan saklı kalması için. Ne o bilir, ne ben.
Tepemizde uzman gıda mühendisi mi var sanki. Yok.
Bilmediğimiz konuda süper bilgiliyiz ama!
Bunca zamandır yediğim tarhana bilmiyorum ne kadar “vitaminli” nitekim.
Ha lezzetine bi şey diyemem.

Onu geçtim, geçen gün uzmanlarından sorup öğrendiğim şeyler sayesinde ben de birkaç soru sorayım dedim, “bi Teyzeden” “organik” tarhana alan über titiz arkadaşıma.

Yonca: Sebzeleri nerden alıyormuş?
Arkadaş: Haaa bak sormadım. Ama eminim iyi bi yerden alıyordur.

Yonca: İyi de her yer organik diyor da hepsi organik değil ki! Ne biliyosun?
Arkadaş: Ay koca kadın yalan mı söyleyecek yani, çok tonton bi kadın.

Yonca: Evini filan gördün mü? Saklama-kurutma koşullarını biliyor musun?
Arkadaş: Yok canım bilmiyorum. Bizim bütün ofis ondan alıyor. O bizim arkadaşa getiriyor, biz ondan alıyoruz.

Yonca: E hani çok tontondu? Kadını gördün mü sen?
Arkadaş: Yoo ama arkadaşım öyle dedi. Ay o da mı yalancı! kem küm...

Yonca: E peki nerede oturuyor bu kadın, nerede kurutuyor sebzeleri, salonda mı balkonda mı, kilerde mi, yerde mi, gökte mi? Ayol koca ofiste bi kişi de mi merak etmedi yahu? Egzoz, gaz, hava kirliliği var belki hazırladığı yerde. Ayol onu bırak sen titiz kadınsın, kedi köpek sevmezsin. Bizim evde köpek var diye “temiz” bulmazsın bin tane laf edersin bana, ya kadının da köpeği varsa?
Arkadaş: Ay sen de Yonca yani, insanı paranoyak edersin ha! Sinirim bozuldu bak şimdi!

Yonca: Ya ondan değil ama yani, her şeyi didikler sorar bilir titizlenirsin de, buna gelince mi sormak aklına gelmedi şaşırdım yani.
Arkadaş: ...

Derin bir sessizlik oldu sonra aramızda.
Düşünceler aldı arkadaşımı.
E haklı.
Bana da öyle olmuştu.
İnsan bazen bir şeyi çok sorgularken, bir başka şeyi sorgulamadığını farkedemiyor da...

Ondan dedim hani.

Yonca
“dikkat”
Paylaş: