ANASAYFA | İLETİŞİM

Gecenin körü

Yazarlık demek uykusuzluk demek.
Herkesin mışıl mışıl uyuduğu saatlerde, kendini çok kalabalık düşünceler içinde kayıp hissetmek demek.
Gürültü içinde sessizlik, sessizlik içinde gürültü demek.
Kimi zaman o simsiyah gecenin içinde, rengarenk bir hayal dünyası içinde, uçmak da demek.
Yazdığın yazının içeriğine göre kimi zaman aşırı duygusal,
Kimi zaman aşırı gergin,
Kimi zaman da aşırı mutlu olmak demek...
Kimi zaman yazacak tek bir fikrin olmadığından, ya da fikrin olup cümle kuramadığından çıldıracak gibi olmak demek.
Ruh halin ne olursa olsun, gecenin o saatinde, yalnızlıktan üşümek demek.
Kimi zaman da yanmak demek!
En fenası da akşam yemeğinden ne kadar tok kalkarsan kalk, sırf stresten olmadık saatte feci ve sürekli acıkmak demek.

Eline ne geçerse ağzına atmak, sonra da feci vicdan azabı çekmek demek.

Hadi bu yazdıklarım yazarlık için geçerli, peki ya öğrencilik ve/ya annelik farklı mı?

Çocuğun deli gibi sınava çalışırken o da bunları hissediyor.
Peki sen o bu haldeyken yatıp uyuyabiliyor musun?
Hiç sanmıyorum.
Ne yapsam da morali düzelse, ne yapsam da iyi gelse, ne yapsam da uykusu açılsa diye kara kara düşünüyorsun.
Ah bu annelik yok mu!

Hazır çorba, paket paket lezzet, gecenin köründe her annenin imdadına yetişen acilci hemşire gibi değil mi sizce de?

Hadi siz onu bırakın, öğrenci değilim büyüdüm; ama ben de hala anneciğimin bebeğiyim.
Koca bebek!

Nitekim benim yazılarım gecenin karanlığında uzayıp bitmedikçe, fikrim gelmeyip de sancılar içinde kıvranmaya başladığımda bi bakıyorum annem bitmiş dibimde;

“Yoncacım, bak bir sürü hazır çorba var. Seç bi tane. 10 dakikada tencerede sıcacık yapayım sana. İyi gelir gecenin köründe. İçer açılırsın, rahatlarsın, aklına ne yazacağın da o zaman gelir. Kalorisi de belli hem, bi de ona takmazsın...” demiyor mu, hemen gecem gündüze dönüyor.
Gecenin o köründe, sanki sahne aydınlanmış, spotlar annemin üstünde.
Benim annem Süper Annem...
Kahramanımsın.
Rakipsiz hem de!

Yonca
“anne kuzusu”
Paylaş: