ANASAYFA | İLETİŞİM

Bi kaşık çorba

Ben yaz-kış hiç fark etmez, iki şeyi her daim yiyip içebilirim.
Biri çorba, diğeri menemen.
İkisi de ben gibi; renkli ve karışık.
Yalnız kabul edelim ki çorbayı kaşıkla içmek çok zor.
Kabul edelim, edelim. İnat etmeyelim.
Bi kere kaşık eğer metal uçluysa -ki bizde çoğunlukla metal uçlu- o kaşık çorbayla ısınıp dilimi yakıyor anında. O saatten sonra ne olursa olsun çorbanın tadı alınmıyor. Dilim olmuş tüy tüy kıvranıyorum tad almak için.
"Soğusun da öyle içeyim..." diye bekledim mi de, çorba çorbalıktan çıkıyor.
Soğuk çorba sevenleri saymıyorum tabi. İstisnalar kaideyi bozmuyor nasıl olsa.
Ama bakın bizden başka herkes;
Çinliler, Japonlar ne güzel kaşık olayını çözmüşler. Üstelik onlar için çorba çok önemli. Bir tür ritüel. Ya seramik kaşık kullanıyorlar ya da kaşık maşık yok.
Gelenekleri çorbayı kaseden içmek.
Kaseni avuçlarının arasına alıyorsun, içini ısıtıyorsun en önce. Kokusu burnunda tütüyor mis gibi.
Hem dokunuyorsun, hem kokluyorsun, hem yakından görüyorsun.
Ha bi de şöpürt diye içtin mi, sesini de duyuyorsun kulağının dibinde.
Tadı daha tatlı oluyor dilinde.
Bi gülümseme ardından...
Etti mi 5 duyuya hitab?
Etti.
Hem zaten hazır çorbayı bardağa boşaltıp içerken ofiste filan, öyle değil mi? Aklımıza hiç kaşık gelir mi?
Yooo...
Ha biri tas bir bardak olunca mı iş değişiyor yani...
Sorun bizde ve klişelerimizde gibi.
Racon yapmışız kaşıkla küçük parmak havada nazikçe modern dursun diye sanki.
Yazıktır cefamıza.
Geçen akşam durdum durdum ya sabır çektim ve baktım ağzımız cayır cayır yanıyor, döndüm çocuklara:
"Bırakın kaşıkları.
Alın kaseyi elinize. Avuç içinize şöyle...
Üfleye üfleye dikin kafaya!" dedim.
Oh ne rahatmış.
Dışarıda elaleme hoş görünücez çabasını anladım da (gerçi onu da anlamıyorum ya), evde birbirimize bu gösteriş niye?
Çorbamı yanmadan içeceğim bundan böyle.
Çorbamdaki ağız yakan kaşıktan başladım üzerimdeki kalıpları, ağırlıkları atmaya.

Afiyetle.
Yonca
"şöpürt"
Paylaş: