ANASAYFA | İLETİŞİM

Sıcak mıcak hiç fark etmez!

Evin bahçesinde akşamın geç saati oturmuş haldeyim.
Aylardan Temmuz.
Günlerden bir Temmuz günü.
Temmuz sonlarına, Ağustos başlarına doğru.
Yani hava sıcak.
Belli ki daha da sıcak olacak. Ama nasıl da güzel bir rüzgar var şu an esen anlatamam. Üstüne bir şey almak istersin ya, öyle. Azıcık şımarmak istediğin bi hava.
Sofradan kalkalı da çok oldu.
İftar saati bitti, sahura çok var. Sizin bu yazıyı okuduğunuz zaman saat kaç hiç bilmiyorum. Ama önemi yok.
İnsanın canı sıcakta sıcak çeker mi?
Çeker.
Bi sürü insan belki “Ay bu sıcakta olur mu?” der.
Olur.
Benim canım çekti mi, uysa da olur uymasa da. Kimi zaman canın bi şey çeker, başlarsın gitmez. E o zaman da dünyanın sonu değil inanın, yarım bırakırsınız, başka zaman devam edersiniz kaldığınız yerden.
Hayatta canının çektiği şeyin saati vakti yazı kışı soğuğu sıcağı olmaz asla.
Hayat pek kısa, içinden geleni yapmalı anında. Çok vakit harcamamalı.
Ay denize doğru yol alırken karşımda yavaş yavaş, canım sıcacık çorba çekti.
Kremalılarla aram çok yok. İçine krema yerine kremasız olanlara labne katmayı tercih ediyorum mesela.
Kalktım üşenmedim, hayatta üşenmem; çünkü üşenilmeyecek kadar kolay bir kaçamaktır çorba. 5 dakkada seni içine alan bi sığınak gibidir.
Üzülürsün iyi gelir, sevinirsin iyi gelir.
Acil durumda imdadına yetişir.
Şipşak elinde avucunda bitendir.
Domates, evet domates çorbasıdır şu ana en uyan.
Ben bi de tuzu azalsın diye azıcık sulandırıp fazladan taze naneyle sarımsak katıyorum tereyağında çevirip.
Güzel oluyor valla. Arada Tarhana’yı andırır gibi oluyor.
Kanmıyorum ama.
Onun yeri bende bambaşka.
Şu sıcak ama serin, yaz akşamlarında,
Elimde bi tas, içinde domates çorbam.
Eyvah sarımsak mı koktum yoksa?
Boşveeer...
Tansiyona iyi gelir nasıl olsa.
Yonca
“kırmızı”
Paylaş: