ANASAYFA | İLETİŞİM

Torbada Ne Varsa, Çorbada da O Vardır

Çorbanın ana yemekten başlangıç yemeğine dönüşmesi, uygarlığın ve ona bağlı olarak yemek kültürünün gelişmesiyle paralellik göstermektedir. Hangi malzemeden yapılırsa yapılsın, çorba, kendine has yerini her zaman korumayı bilmiştir.

18. yüzyılda Paris'te açılan ilk restoranda servis edilen yemek 'consomme' denilen bir çeşit çorbadır. Fransızların büyük bir keşif olarak övündükleri ve mutfakta devrim olarak niteledikleri konsome yani berrak çorba tekniği ise, mutfak otoritelerine göre Osmanlı mutfağındaki şerbet yapımından esinlenmedir.

Osmanlı saray mutfağında yepyeni reçetelerle sanata dönüşen çorbanın, Anadolu'daki varlığının 6 bin yıl öncesine dek uzandığı söylenmektedir. Bu bilgi ne kadar kesin bilinmemekle beraber, Anadolu'da kendine has çorbası olmayan bölge, şehir, hatta kasaba yok gibidir.

Güneydoğu Anadolu'nun 'lebeniye'si, Diyarbakır'ın 'kulak'ı, Gaziantep'in 'analı kızlısı', 'yuvalama'sı ve Konya'nın 'tutmaç'ı ünü sınırlarını aşmış çorbalardır. Karadeniz Bölgesi de bunlardan geri kalmamaktadır. Amasya'nın 'toyga', Bolu'nun 'düğün', Giresun'un 'beyaz mısır', Kastamonu'nun 'oğmaç', Samsun'un 'kara lâhana' çorbaları bölgede yapılan onlarca çorbadan sadece birkaçıdır.

Hangi yöresel çorbanın nereye ait olduğu ise reçeteye, yöreden yöreye değişiklik gösteren yapım şekli veya içeriğine göre farklılık gösterebilmektedir.